ANAYASA MAHKEMESİ’NDEN KARAYOLLARI TRAFİK KANUNUNA İLİŞKİN İPTAL KARARI!

Av. Nermin Şeyda Toprak



Anayasa Mahkemesi, 9/10/2020 tarih ve 31269 numaralı Resmi Gazete’de yayınlanan 2019/40 E., 2020/40 K. sayılı kararı ile 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. Maddesinin birinci cümlesinde yer alan “ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda” ibaresi ile ikinci cümlesinde yer alan “...ve genel şartlarda...” ibarelerinin ve 92. Maddesinin (i) bendinin Anayasa’ya aykırı olduğuna hükmederek iptaline oy çokluğuyla karar verdi.


Somut norm denetimi olarak da adlandırılan itiraz yolu ile önüne gelen aykırılık talebinde Anayasa Mahkemesi, 13/10/1983 tarihli ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun; 90. maddesinin, birinci cümlesinin “...bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir.” bölümünün ve ikinci cümlesinde yer alan “...ve genel şartlarda...” ibaresinin; 92. maddesinin (g), (h) ve (i) bentlerinin; 93. maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları,…” ibaresinin; 97. maddesinin birinci cümlesini ve 99. maddesinin birinci fıkrasında yer alan “...zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarıyla belirlenen belgeleri,...” ibaresinin, Anayasa’nın 2., 5., 7., 8., 9., 10., 13., 17., 19., 35., 36., 41., 48. ve 138. maddelerine aykırılığını inceledi.


İptaline Karar Verilen Hükümler:

90. maddede itiraz konusu edilen hükmün yalnızca “ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda” kısmı ile 92. Maddenin (i) bendinde yer alan hüküm Anayasa’ya aykırı bulunarak oy çokluğu ile iptal edildi. Bilindiği üzere, zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamında sigorta şirketi tarafından ödenecek tazminatların hesaplanmasında geçerli esaslar sigorta genel şartları ile belirleniyor. Genel şartları belirleme yetkisi ise Hazine ve Maliye Bakanlığı’na verilmiş durumda. 92. maddenin itiraz konusu (i) bendi ise bu Kanun çerçevesinde hazırlanan zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları ve ekleri ile tanımlanan teminat içeriği dışında kalan taleplerin zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamı dışında olduğunu hükme bağlamaktadır. Bu itibarla kural, genel şartlar kapsamında yapılacak düzenlemelerle sigorta şirketine yöneltilebilecek tazminat taleplerinin kapsamının sınırlandırılabilmesine imkân tanımaktadır. Motorlu taşıt işletilmesi sebebiyle üçüncü kişilerin zarara uğraması hâlinde işletenin tazminat borcunun kapsamı 6098 sayılı Kanun’un gerçek zararın tazminini öngören kurallarına göre belirlenmektedir. Bu tazminat borcunun ödenmesini teminat altına almak amacıyla zorunlu kılınan mali sorumluluk sigortası uyarınca sigorta şirketinin borcunun kapsamı ise itiraz konusu kurallarda atıf yapılan genel şartlara göre belirlenmektedir. Bu da zarar gören üçüncü kişi ve işleten aleyhine buna karşılık sigorta şirketi lehine menfaat dengesinin bozulmasına yol açabileceği gibi aksi durum da söz konusu olabilecektir. Bu çerçevede 6098 sayılı Kanun’a göre zarar olarak nitelendirilmeyen hususların genel şartlarda zarar olarak nitelendirilmesi hâlinde işletenin tazminat borcunun kapsamı ile sigorta şirketinin bu borcu teminat altına alması gereken tazminat sorumluluğunun kapsamı farklılaşacaktır. Bu itibarla sigorta şirketinin, işletenin sorumlu olduğu tazminatı aşan miktarda tazminat sorumluluğu dahi söz konusu olabilecektir. Bu durum, sigorta şirketi bakımından fakirleşmeye, zarar gören üçüncü kişi bakımından ise sebepsiz zenginleşmeye yol açabilecektir. Açıklanan nedenlerle kurallar Anayasa’nın 5., 13., 17., 35. ve 48. maddelerine aykırı bulunmuş ve iptallerine karar verilmiştir. Bu sebeple önümüzdeki süreçte tazminat hesaplamalarında yürürlükte olan sistem değişecek, taraflar açısından daha adaletli bir sistem uygulanmaya başlayacaktır.


İtirazın Reddine Karar Verilen Hükümler:

Yukarıda bahsi geçen 90. Maddede yer alan diğer kısımlara ilişkin itiraz reddedildiği gibi 92. Maddenin g ve h bentlerine ilişkin itirazlar da Anayasa Mahkemesi tarafından reddedildi. Diğer ret hükümlerinin gerekçelerini de kısaca sizler için derledik.

93. maddesinin birinci fıkrasında yer alan ibareye ilişkin yapılan itirazda, Anayasa’da belirtilen ayrık durumlar dışında yürütmenin düzenleme yetkisinin asli değil ikincil nitelikte olduğu, bu nedenle yürütme tarafından yapılacak düzenlemelerin temel ilkelerinin ve çerçevesinin yasama tarafından belirlemesi gerektiği, yürütmenin ancak kanunla çizilmiş bu sınırlar içinde düzenleme yapabileceği gerekçesine katılmadı. Anayasa koyucunun açıkça kanunla düzenlenmesini öngördüğü konularda, yasama organının temel kuralları saptadıktan sonra uzmanlık ve idare tekniğine ilişkin hususları yürütmeye bırakması, yasama yetkisinin devri olarak yorumlanamaz dedi ve itirazı reddetti.

97. maddesi ile hem sigorta şirketine başvuru gibi özel bir dava şartı getirilmiş olması hem de arabuluculuk hükümlerinin uygulanması sebebiyle bu iki dava şartının birlikte uygulanmasının mağdurun alacağına kavuşmasını geciktirebileceği gerekçesine katılmadı. İlgili kuralın, işletene karşı herhangi bir başvuru yapılmış olmasına veya dava açılmış olmasına dahi gerek olmaksızın doğrudan sigorta şirketine başvuru yapılmasına imkân tanıdığını ve bu yönleriyle kuralın kişilere aşırı bir külfet yüklediğinden de söz edilemeyeceğini belirtti. Amaç ile araç arasında makul bir denge gözetildiğinden bahisle itirazı reddetti.

99. maddede yer alan hükmün, tazminat talebinde bulunan kişi ile sigorta şirketinin ispat haklarının genel şartlarda belirlenen belgelerle sınırlandırıldığı gerekçesine katılmazken ilgili hükmün tazminatın miktarını hesaplamada işin doğası gereği getirildiğini ve bu belgelerin temin edilmesinin zorunlu olduğunu belirtti. Bu sebeple itirazın reddine karar verdi.

165 görüntüleme

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör